Hatay’ın Defne ilçesinde ikamet eden ve yaşadığı bölgedeki büyük çaplı doğal afetin ardından derin bir travma yaşayan 23 yaşındaki Barış Özbay, tam üç yıl boyunca evinden dışarı çıkmama alışkanlığını, yakın bir dostunun nişan törenine katılarak cesurca kırdı. Akıllı telefon ve bilgisayar bağımlılığının pençesinde geçen bu uzun sürede, genç adamın dış dünyayla tüm bağını kopardığı, kişisel bakımını dahi ihmal ettiği biliniyordu. Tırnaklarını kesmekten, duş almaktan imtina eden Barış’ın bu beklenmedik ve anlamlı adımı, ailesi ve yakın çevresi tarafından büyük bir sevinç ve “umut verici” bir başlangıç olarak yorumlandı. Bu, sadece bir dışarı çıkış değil, aynı zamanda uzun bir içe kapanışın ardından gelen bir uyanışın ilk işaretiydi.
Barış’ın üç yıllık izolasyonu, sadece fiziksel bir kapanma değil, aynı zamanda dijital dünyanın sanal gerçekliğine hapsolmuş bir yaşam biçiminin de göstergesiydi. Bu tür ileri düzey dijital bağımlılıklar, bireyin sosyal becerilerini köreltirken, fiziksel ve ruhsal sağlığını da derinden etkileyebiliyor. Ailesi, Barış’ın bu durumundan dolayı uzun süredir büyük bir endişe ve çaresizlik içindeydi. Genç adamın odasında tek başına geçirdiği yıllar, dışarıdaki hayatın tüm dinamiklerinden uzak kalmasına, sosyal etkileşimden kopmasına ve gündelik rutinlerini tamamen yitirmesine neden olmuştu. Bu zorlu süreçte ailesinin gösterdiği sabır ve destek, bu ilk adımın atılmasında kritik bir rol oynadı.
Genç Barış’ın sosyal hayata yeniden attığı bu ilk adım, yakın bir arkadaşının nişan töreni vesilesiyle gerçekleşti. Hatay Alem’in aktardığı bilgilere göre, nişan törenine katılan Barış Özbay’ın etkinlik boyunca oldukça sakin ve uyumlu tavırlar sergilediği gözlemlendi. Yıllardır görmediği dostlarıyla yeniden bir araya gelmenin, gerçek bir sosyal ortamda bulunmanın verdiği şaşkınlık ve heyecanı yaşarken, aynı zamanda duruma adapte olmaya çalıştığı da belirtildi. Bu tür bir ortamda bulunması, onun için hem bir meydan okuma hem de uzun zaman sonra hissettiği sosyal aidiyet duygusunun ilk kıvılcımı anlamına geliyordu. Bu deneyim, onun için dış dünyaya açılan küçük ama önemli bir pencere oldu.
Bu gelişme, Barış’ın ailesi için adeta bir bayram sevinci yarattı. Yıllardır sadece ekran başında, kendi dünyasında yaşayan oğullarının dışarıya adım atması, onlar için tarifsiz bir moral ve gelecek adına taze bir umut kaynağı oldu. Barış’ın bu cesur adımı, sadece kendi yaşamında değil, aynı zamanda benzer dijital bağımlılık veya sosyal izolasyon sorunlarıyla mücadele eden diğer bireylere ve ailelere de ilham verebilecek nitelikte. Bu hikaye, insan bağlarının ve sevdiklerinin desteğinin, en zorlu engellerin bile aşılmasında ne denli güçlü bir motivasyon kaynağı olabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Elbette önünde uzun bir iyileşme süreci var, ancak atılan bu ilk adım, o sürecin en önemli başlangıcı olarak kaydedildi.